18 ay önce
19 ay önce
veyselipek forumda Cvp: Memleket meseleleri konusunu cevapladı.
Memleket Meseleleri Biter mi Diyecek Çok Şeyim Var Ama Söyleyecek Hiçbirşeyim Yok
Eki 29
veyselipek forumda Cvp: 2010_Ekim_4.Hafta konusunu cevapladı.
Güzel Bir Konu Kimine Göre Azap Kimine Göre Azad
Eki 27
veyselipek forumda Evde Saç Bakımı yeni bir konu başlattı.
Saç bakımı için yeterince zamanınız yok mu? Kuruyan, güçsüzleşen, kırılan saçlar için pratik ve ekonomik saç bakım maskeleriyle saçlarınıza ihtiyaç duyduğu enerjiyi verebilirsiniz.
Yağ Dengeleyici Maske
Saçlarınızı yıkadıktan bir gün sonra yağlanıyor ve parlıyor mu? Yağlı saçlar için dengeleyici maske tarifini deneyin!
Malzemeler,
1 adet yumurta sarısı
4 yemek kaşığı yoğurt
Hazırlanışı ve Uygulaması,
Malzemeleri kâsede karıştırın.
Saç diplerine masaj yaparak yedirin.
15 dakika bekleyin.
Saçlarınızı ıslatmadan direkt şampuanlayın.
Ilık suyla durulayın.
Nemlendirme Maskesi
Kuruyan saçlarınızı nemlendirmek, canlandırmak ve etkileyici bir parlaklığa kavuşturmak için limon suyu ve bala ihtiyacınız var!
Malzemeler,
2 yemek kaşığı bal
5 yemek kaşığı limon suyu
Hazırlanışı ve Uygulanışı,
Kâsede limon suyu ve balı iyice karıştırın.
Fırça yardımıyla saç uçlarına ve diplerine sürün.
10 dakika bekleyin.
Ilık suyla saçlarınızı durulayın.
Saç türünüze uygun şampuanla yıkayın.
Nemlendirme maskesini haftada 2 kez uygulamalısınız.
Güçlendirici Maske
Zayıflayan, güçsüzleşen saçlarınıza enerji vermek, canlandırmak için bitkisel güçlendirici maskeyi deneyin!
Malzemeler,
1 adet yumurta sarısı
1 yemek kaşığı üzüm sirkesi
1 yemek kaşığı zeytinyağı
Hazırlanışı ve Uygulanışı,
Tüm malzemeleri cam bir kâsede karıştırın.
Fırça yardımıyla saç uçlarına ve diplerine sürün.
Saçınıza bone takıp 15 dakika bekleyin.
Sürenin sonunda saçlarınızı ıslatmadan direkt şampuanlayın.
Ilık suyla durulayın.
Kaynak : Msn Türkiye
Yağ Dengeleyici Maske
Saçlarınızı yıkadıktan bir gün sonra yağlanıyor ve parlıyor mu? Yağlı saçlar için dengeleyici maske tarifini deneyin!
Malzemeler,
1 adet yumurta sarısı
4 yemek kaşığı yoğurt
Hazırlanışı ve Uygulaması,
Malzemeleri kâsede karıştırın.
Saç diplerine masaj yaparak yedirin.
15 dakika bekleyin.
Saçlarınızı ıslatmadan direkt şampuanlayın.
Ilık suyla durulayın.
Nemlendirme Maskesi
Kuruyan saçlarınızı nemlendirmek, canlandırmak ve etkileyici bir parlaklığa kavuşturmak için limon suyu ve bala ihtiyacınız var!
Malzemeler,
2 yemek kaşığı bal
5 yemek kaşığı limon suyu
Hazırlanışı ve Uygulanışı,
Kâsede limon suyu ve balı iyice karıştırın.
Fırça yardımıyla saç uçlarına ve diplerine sürün.
10 dakika bekleyin.
Ilık suyla saçlarınızı durulayın.
Saç türünüze uygun şampuanla yıkayın.
Nemlendirme maskesini haftada 2 kez uygulamalısınız.
Güçlendirici Maske
Zayıflayan, güçsüzleşen saçlarınıza enerji vermek, canlandırmak için bitkisel güçlendirici maskeyi deneyin!
Malzemeler,
1 adet yumurta sarısı
1 yemek kaşığı üzüm sirkesi
1 yemek kaşığı zeytinyağı
Hazırlanışı ve Uygulanışı,
Tüm malzemeleri cam bir kâsede karıştırın.
Fırça yardımıyla saç uçlarına ve diplerine sürün.
Saçınıza bone takıp 15 dakika bekleyin.
Sürenin sonunda saçlarınızı ıslatmadan direkt şampuanlayın.
Ilık suyla durulayın.
Kaynak : Msn Türkiye
Eki 25
veyselipek forumda Fark Etmeli İnsan - Can Yücel yeni bir konu başlattı.
Fark Etmeli İnsan
Bir damlacık Sudan
nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken
dünyaya neden sığmadığını
Ve
En sonunda bir metre karelik yere
nasıl sığmak zorunda kalacağını
Fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın,
Ahirete nispetle
Anne karnı gibi olduğunu
Fark etmeli.
Henüz bebekken
Dünya benim! Dercesine
avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,
ölürken de aynı avuçların
Her şeyi bırakıp gidiyorum işte!
Dercesine apaçık kaldığını
Ve kefenin cebinin bulunmadığını
Fark etmeli.
Baskın yeteneğini
Fark etmeli sonra.
Azrailin her an
sürpriz yapabileceğini,
nasıl yaşarsa
öyle öleceğini
Fark etmeli insan.
Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte
ama kendisinin
güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada
Yemek yediğini
Fark etmeli.
Yaratılmışların en güzeli olduğunu
Fark etmeli
Ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni
Dikenin hemen yanı başındaki
gülü fark etmeli.
Evinde kedi, köpek beslediği halde
çocuk sahibi olmaktan korkmanın
mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine seni çok seviyorum! Demenin
Mutluluk yolundaki müthiş gücünü
Fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin
Sadece üçünü giydiğini ama
Arka sokaktaki komşusunun
O beğenilmeyen gömleklere
muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin
Sofradayken önünde biriken
Ekmek kırıntılarını yemekte
gizlendiğini fark etmeli.
Annesinden doğarken
Tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve
aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini
Fark etmeli.
Fark etmeliyiz çok geç olmadan
Ömür dediğin
üç gündür,
dün geldi geçti
yarın meçhuldür
O halde
ömür dediğin
Bir gündür,
O da bugündür
Can Yücel
Bir damlacık Sudan
nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken
dünyaya neden sığmadığını
Ve
En sonunda bir metre karelik yere
nasıl sığmak zorunda kalacağını
Fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın,
Ahirete nispetle
Anne karnı gibi olduğunu
Fark etmeli.
Henüz bebekken
Dünya benim! Dercesine
avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,
ölürken de aynı avuçların
Her şeyi bırakıp gidiyorum işte!
Dercesine apaçık kaldığını
Ve kefenin cebinin bulunmadığını
Fark etmeli.
Baskın yeteneğini
Fark etmeli sonra.
Azrailin her an
sürpriz yapabileceğini,
nasıl yaşarsa
öyle öleceğini
Fark etmeli insan.
Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte
ama kendisinin
güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada
Yemek yediğini
Fark etmeli.
Yaratılmışların en güzeli olduğunu
Fark etmeli
Ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni
Dikenin hemen yanı başındaki
gülü fark etmeli.
Evinde kedi, köpek beslediği halde
çocuk sahibi olmaktan korkmanın
mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine seni çok seviyorum! Demenin
Mutluluk yolundaki müthiş gücünü
Fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin
Sadece üçünü giydiğini ama
Arka sokaktaki komşusunun
O beğenilmeyen gömleklere
muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin
Sofradayken önünde biriken
Ekmek kırıntılarını yemekte
gizlendiğini fark etmeli.
Annesinden doğarken
Tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve
aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini
Fark etmeli.
Fark etmeliyiz çok geç olmadan
Ömür dediğin
üç gündür,
dün geldi geçti
yarın meçhuldür
O halde
ömür dediğin
Bir gündür,
O da bugündür
Can Yücel
Eki 25
veyselipek forumda Kurtlar Vadisi Analizi yeni bir konu başlattı.
'Şimdiki Zaman' adlı internet sitesi, Kurtlar Vadisi'ndeki değişimi analiz etti.
Türkçülükten Ümmetçiliğe Kurtlar Vadisi
2003’te yayına başladıklarında Türkçülerdi…
“Damarlarında bir damla kan olduğu sürece, Türk davasından vazgeçmez” diyordu dizinin karakterleri…
Biyonik kahramanımız Polat Alemdar, devletin bekası için İstanbul’dan Los Angeles’a, Halep’ten Erbil’e koşturup duruyordu…
Hatta CIA’nın Irak’taki yetkilisine “ben asker değilim, diplomat değilim, ben Türküm” diyor ve Süleymaniye baskınından beri çantasında taşıdığı bezi, Amerikalının suratına fırlatıyordu… O sıralar her şeyden evvel Türk’tü Canpolat…
2005’te bir mahkeme sahnesiyle ekrana veda ettiler.
Ardından terör meselesini ele almak istediler, fakat seçime gidilen bir dönemde AKP’nin başını ağrıtmamak için “şiddete özendirme” kılıfıyla ekrandan uzaklaştırıldılar. Televizyon tarihimizde ilk kez bir dizi, yayınlanmayan bölümünden dolayı kaldırılmıştı. Yayından önce yayınlamaya bir engel varsa bunun adı bellidir: Sansür!
Pana Film’in sahipleri, maruz kaldıkları bu durumun bizzat iktidardan kaynaklandığını çok iyi biliyorlardı.
AKP’nin güneydoğuda ciddi bir oy kaygısı varken, Türkiye’nin en çok izlenen dizisinde terör meselesinin el alınmasının, insanların milli duygularının kabartılmasının hiç de sırası değildi…
Hatta iktidarın, şehit ailelerinin tepkilerine bile tahammülü yoktu…
Kurtlar Vadisi Terör ticari açıdan çok doğru, ama AKP’nin siyasi menfaatleri açısından çok yanlış bir zamanda yayına girmişti. Çekilmiş ikinci bölümünü yayınlatamadan diziyi paketlediler…
22 Temmuz geldi geçti.
AKP, güneydoğuda DTP’yi ezdi geçti…
Erdoğan’ın Türklüğü alt-kimlik olarak gören, Türkiyelilik kavramını öne çıkaran, askeri operasyonu mümkün olduğunca öteleyen yaklaşımı güneydoğuda karşılığını bulmuştu…
Ne de olsa “Kürt sorunu, Erdoğan’ın da sorunuydu.”
Ne de olsa, içerdeki 5 bin teröristin işi henüz bitmediği için, dışarıdaki 500 kişiyle mücadele etmenin bir yararı yoktu…
Seçim tantanası bitip, şehit sayısında bir azalma olmayınca, oy kaygısını gideren AKP ve “AKP’nin resmi medya grupları” üslup değiştirmeye başladılar.
Alçaklar ve hainler sürüsünden hesap sorulacaktı…
Sınır aşılacaktı…
İçerdeki 5 bin çapulcunun işi bitmiş, dışardaki 500’e sıra gelmişti nihayet…
Kamuoyu hazırlandı… Terör mitingleri düzenlendi…
Medya bir anda şehit haberlerini önce birinci sayfalara, ardından manşetlere taşıdı…
İşte tam da böyle bir zamanda, Kurtlar Vadisi Terör, yayınlanamayan ikinci bölümüyle SHOW TV’de ekrana geldi!
Kurtlar Vadisi Terör ilk kez yayınlanacakken, dizinin yayından kalkması için RTÜK’ün 444 1 178 nolu şikayet hattını telefon yağmuruna tutan binlerce insan, bu kez yayını kaçırmıştı! Hiçbir şikayet telefonu gelmedi RTÜK’e…
Çünkü artık AKP’nin diziye ihtiyacı vardı…
Sansürün ardından yeni projeleriyle AKP’ye muhalefet edebileceğini sandığımız Pana Film, başka bir yol seçti: AKP ile uzlaştı!
Bu uzlaşma belki toplantılarla, telefon görüşmeleriyle olmadı. İdeolojik bir uzlaşmaydı bu. Pana Film, AKP döneminde nasıl iş yapabileceğini anlamıştı.
Kurtlar Vadisi Pusu oldu dizinin adı.
Soner Yalçın gibi Türkiye’de mafyayı, derin devleti en iyi bilen isimlerden birinin artık ekipte olmayışı etkisini göstermişti.
Kurtlar Vadisi, eski günlerindeki alt yapıdan, karmaşık ilişkilerden, tarihsel arka planlardan yoksundu artık. Geriye kaba bir mafya jargonu kalmıştı…
O Teşkilat-ı Mahsusa ruhuna yapılan atıflardan, İsmail Canbuladlar’dan, Yakup Cemiller’den eser yoktu… Daha önce Karahanlı’ya, Hüsrev Ağa’ya, hatta dünya baronlarına kafa tutan Polat Alemdar, şimdi beşinci sınıf bir mafya babası olmuş ve Muro, Çeto gibi örgüt artığı mafya kopuklarıyla muhatap olur duruma gelmişti…
Neyse, senaryodaki çözülme, bu yazının konusu ve ilgisi değil.
Son bölümlerinde, özellikle Büyük İskender isimli psikopatın diziye dahil olmasıyla dizide belirgin bir üslup değişikliği göze çarpıyor.
Erdoğan’ın sıklıkla vurguladığı “derin güçler” vadide de iş başında. Hani bir ara, iktidar olduklarından ama muktedir olamadıklarından bahsederdi ya Erdoğan. İşte seçilmiş meşru iktidarın muktedir olmasını engelleyen, millet iradesini hiçe sayan çetelerdi bunlar. Vadinin kötü adamları da artık bu çetelerdi…
Büyük İskender adlı karakterin başında olduğu oluşum, bariz bir şekilde Ergenekon çağrışımı yapıyor. Büyük İskender, eski bir devlet görevlisi; asker!
12 Eylül öncesi, darbeyi meşrulaştırmak için Konya, Maraş, Çorum benzeri olayları tertip etmiş… Milleti koyun sürüsü olarak görüyor. Kendisini de milletin çobanı olarak görmekte. Ve “çoban”lığa ulaşmak için her yolu mübah görüyor. Büyük İskender o kadar etkili ve güçlü ki, parlamento içerisinde grup kurdurabiliyor, sivil toplum örgütlerini yönlendirebiliyor, emrindeki adamları Başbakanlığa bile taşıyabiliyor ve saire…
Danıştay saldırısı bile Büyük İskender’in talimatıyla yapılıyor. Amaç: ülkedeki “güven ve istikrar” ortamını tahrip etmek, huzursuzluk yaratmak, demokrasi dışı bir müdahaleye zemin hazırlamak…
Danıştay saldırısıyla ilgili mahkeme kararı sabittir. Anlaşılan dizinin senaristleri Şaşmaz, Özdener ve hukukçu Aysan, mahkemeden daha kapsamlı bir araştırma yapmışlar ve Danıştay saldırısının arkasında Ergenekon benzeri bir organizasyona ulaşmışlar…
Dizinin son bölümlerinde millet iradesi, sandığa gömmek, AKP’ye kapatma davası, devlet içindeki çeteleşmeler gibi konulara sürekli atıf yapılması dikkat çekicidir. Bunların hepsi, AKP sözcülerinin kullandıkları kavramlardır.
Türkçemizde “başkasının ağzıyla konuşmak” deyimi meşhurdur. Kurtlar Vadisi’de son zamanlarda AKP ağzıyla konuşuyor…
Kurtlar Vadisi’nin Türk Gladyosu, Fethullah Gladyosu haline geliyor…
Emniyet teşkilatındaki Fethullahçı kadrolaşma iddiaları yıllardır dile getirilir. Görünen o ki, devletin görünen yüzünde yapılan bu kadrolaşma, artık kendi derin devletini kuracak noktaya gelmiş…
Kimbilir belki de bu Ergenekon muhabbeti, devlet içindeki Türkçü/Millici istihbaratçılar ile Fethullahçı istihbaratçıların bir hesaplaşmasıdır…
Devletin görünen yüzü, turuncu bir AKP devrimiyle zaten el değiştirdi… Şimdi sıra devletin derinliklerine geldi…
Devletin derinliklerindeki Türk izleri silinmeye mi çalışılıyor?..
Bu saatten sonra, Kurtlar Vadisi’nin adındaki “Kurt” sözcüğü rahatlıkla değiştirilebilir. Çünkü “kurt” sözcüğü, dizinin yeni konseptiyle pek uyuşmuyor.
Dizinin yeni adı “Mücahitler Vadisi” olabilir.
Veya eski ismin yanına yeni eklemeler yapılabilir:
Kurtlar Vadisi Millet İradesi…
Kurtlar Vadisi %46,5…
Kurtlar Vadisi Ergenekon…
Kurtlar Vadisi İkinci Cumhuriyet…
Kurtlar Vadisi Turuncu Devrim…
Kurtlar Vadisi ile Durmak Yok Yola Devam…
Not: Başbakan Erdoğan’ın Basın Danışmanı Ahmet Tezcan’ın Pana Filmin ortaklarından olduğunu da ekleyelim.
Kaynak: www.simdikzaman.tv
Türkçülükten Ümmetçiliğe Kurtlar Vadisi
2003’te yayına başladıklarında Türkçülerdi…
“Damarlarında bir damla kan olduğu sürece, Türk davasından vazgeçmez” diyordu dizinin karakterleri…
Biyonik kahramanımız Polat Alemdar, devletin bekası için İstanbul’dan Los Angeles’a, Halep’ten Erbil’e koşturup duruyordu…
Hatta CIA’nın Irak’taki yetkilisine “ben asker değilim, diplomat değilim, ben Türküm” diyor ve Süleymaniye baskınından beri çantasında taşıdığı bezi, Amerikalının suratına fırlatıyordu… O sıralar her şeyden evvel Türk’tü Canpolat…
2005’te bir mahkeme sahnesiyle ekrana veda ettiler.
Ardından terör meselesini ele almak istediler, fakat seçime gidilen bir dönemde AKP’nin başını ağrıtmamak için “şiddete özendirme” kılıfıyla ekrandan uzaklaştırıldılar. Televizyon tarihimizde ilk kez bir dizi, yayınlanmayan bölümünden dolayı kaldırılmıştı. Yayından önce yayınlamaya bir engel varsa bunun adı bellidir: Sansür!
Pana Film’in sahipleri, maruz kaldıkları bu durumun bizzat iktidardan kaynaklandığını çok iyi biliyorlardı.
AKP’nin güneydoğuda ciddi bir oy kaygısı varken, Türkiye’nin en çok izlenen dizisinde terör meselesinin el alınmasının, insanların milli duygularının kabartılmasının hiç de sırası değildi…
Hatta iktidarın, şehit ailelerinin tepkilerine bile tahammülü yoktu…
Kurtlar Vadisi Terör ticari açıdan çok doğru, ama AKP’nin siyasi menfaatleri açısından çok yanlış bir zamanda yayına girmişti. Çekilmiş ikinci bölümünü yayınlatamadan diziyi paketlediler…
22 Temmuz geldi geçti.
AKP, güneydoğuda DTP’yi ezdi geçti…
Erdoğan’ın Türklüğü alt-kimlik olarak gören, Türkiyelilik kavramını öne çıkaran, askeri operasyonu mümkün olduğunca öteleyen yaklaşımı güneydoğuda karşılığını bulmuştu…
Ne de olsa “Kürt sorunu, Erdoğan’ın da sorunuydu.”
Ne de olsa, içerdeki 5 bin teröristin işi henüz bitmediği için, dışarıdaki 500 kişiyle mücadele etmenin bir yararı yoktu…
Seçim tantanası bitip, şehit sayısında bir azalma olmayınca, oy kaygısını gideren AKP ve “AKP’nin resmi medya grupları” üslup değiştirmeye başladılar.
Alçaklar ve hainler sürüsünden hesap sorulacaktı…
Sınır aşılacaktı…
İçerdeki 5 bin çapulcunun işi bitmiş, dışardaki 500’e sıra gelmişti nihayet…
Kamuoyu hazırlandı… Terör mitingleri düzenlendi…
Medya bir anda şehit haberlerini önce birinci sayfalara, ardından manşetlere taşıdı…
İşte tam da böyle bir zamanda, Kurtlar Vadisi Terör, yayınlanamayan ikinci bölümüyle SHOW TV’de ekrana geldi!
Kurtlar Vadisi Terör ilk kez yayınlanacakken, dizinin yayından kalkması için RTÜK’ün 444 1 178 nolu şikayet hattını telefon yağmuruna tutan binlerce insan, bu kez yayını kaçırmıştı! Hiçbir şikayet telefonu gelmedi RTÜK’e…
Çünkü artık AKP’nin diziye ihtiyacı vardı…
Sansürün ardından yeni projeleriyle AKP’ye muhalefet edebileceğini sandığımız Pana Film, başka bir yol seçti: AKP ile uzlaştı!
Bu uzlaşma belki toplantılarla, telefon görüşmeleriyle olmadı. İdeolojik bir uzlaşmaydı bu. Pana Film, AKP döneminde nasıl iş yapabileceğini anlamıştı.
Kurtlar Vadisi Pusu oldu dizinin adı.
Soner Yalçın gibi Türkiye’de mafyayı, derin devleti en iyi bilen isimlerden birinin artık ekipte olmayışı etkisini göstermişti.
Kurtlar Vadisi, eski günlerindeki alt yapıdan, karmaşık ilişkilerden, tarihsel arka planlardan yoksundu artık. Geriye kaba bir mafya jargonu kalmıştı…
O Teşkilat-ı Mahsusa ruhuna yapılan atıflardan, İsmail Canbuladlar’dan, Yakup Cemiller’den eser yoktu… Daha önce Karahanlı’ya, Hüsrev Ağa’ya, hatta dünya baronlarına kafa tutan Polat Alemdar, şimdi beşinci sınıf bir mafya babası olmuş ve Muro, Çeto gibi örgüt artığı mafya kopuklarıyla muhatap olur duruma gelmişti…
Neyse, senaryodaki çözülme, bu yazının konusu ve ilgisi değil.
Son bölümlerinde, özellikle Büyük İskender isimli psikopatın diziye dahil olmasıyla dizide belirgin bir üslup değişikliği göze çarpıyor.
Erdoğan’ın sıklıkla vurguladığı “derin güçler” vadide de iş başında. Hani bir ara, iktidar olduklarından ama muktedir olamadıklarından bahsederdi ya Erdoğan. İşte seçilmiş meşru iktidarın muktedir olmasını engelleyen, millet iradesini hiçe sayan çetelerdi bunlar. Vadinin kötü adamları da artık bu çetelerdi…
Büyük İskender adlı karakterin başında olduğu oluşum, bariz bir şekilde Ergenekon çağrışımı yapıyor. Büyük İskender, eski bir devlet görevlisi; asker!
12 Eylül öncesi, darbeyi meşrulaştırmak için Konya, Maraş, Çorum benzeri olayları tertip etmiş… Milleti koyun sürüsü olarak görüyor. Kendisini de milletin çobanı olarak görmekte. Ve “çoban”lığa ulaşmak için her yolu mübah görüyor. Büyük İskender o kadar etkili ve güçlü ki, parlamento içerisinde grup kurdurabiliyor, sivil toplum örgütlerini yönlendirebiliyor, emrindeki adamları Başbakanlığa bile taşıyabiliyor ve saire…
Danıştay saldırısı bile Büyük İskender’in talimatıyla yapılıyor. Amaç: ülkedeki “güven ve istikrar” ortamını tahrip etmek, huzursuzluk yaratmak, demokrasi dışı bir müdahaleye zemin hazırlamak…
Danıştay saldırısıyla ilgili mahkeme kararı sabittir. Anlaşılan dizinin senaristleri Şaşmaz, Özdener ve hukukçu Aysan, mahkemeden daha kapsamlı bir araştırma yapmışlar ve Danıştay saldırısının arkasında Ergenekon benzeri bir organizasyona ulaşmışlar…
Dizinin son bölümlerinde millet iradesi, sandığa gömmek, AKP’ye kapatma davası, devlet içindeki çeteleşmeler gibi konulara sürekli atıf yapılması dikkat çekicidir. Bunların hepsi, AKP sözcülerinin kullandıkları kavramlardır.
Türkçemizde “başkasının ağzıyla konuşmak” deyimi meşhurdur. Kurtlar Vadisi’de son zamanlarda AKP ağzıyla konuşuyor…
Kurtlar Vadisi’nin Türk Gladyosu, Fethullah Gladyosu haline geliyor…
Emniyet teşkilatındaki Fethullahçı kadrolaşma iddiaları yıllardır dile getirilir. Görünen o ki, devletin görünen yüzünde yapılan bu kadrolaşma, artık kendi derin devletini kuracak noktaya gelmiş…
Kimbilir belki de bu Ergenekon muhabbeti, devlet içindeki Türkçü/Millici istihbaratçılar ile Fethullahçı istihbaratçıların bir hesaplaşmasıdır…
Devletin görünen yüzü, turuncu bir AKP devrimiyle zaten el değiştirdi… Şimdi sıra devletin derinliklerine geldi…
Devletin derinliklerindeki Türk izleri silinmeye mi çalışılıyor?..
Bu saatten sonra, Kurtlar Vadisi’nin adındaki “Kurt” sözcüğü rahatlıkla değiştirilebilir. Çünkü “kurt” sözcüğü, dizinin yeni konseptiyle pek uyuşmuyor.
Dizinin yeni adı “Mücahitler Vadisi” olabilir.
Veya eski ismin yanına yeni eklemeler yapılabilir:
Kurtlar Vadisi Millet İradesi…
Kurtlar Vadisi %46,5…
Kurtlar Vadisi Ergenekon…
Kurtlar Vadisi İkinci Cumhuriyet…
Kurtlar Vadisi Turuncu Devrim…
Kurtlar Vadisi ile Durmak Yok Yola Devam…
Not: Başbakan Erdoğan’ın Basın Danışmanı Ahmet Tezcan’ın Pana Filmin ortaklarından olduğunu da ekleyelim.
Kaynak: www.simdikzaman.tv
Eki 24
Duvarı
Chat Status
| PRIVACY |
Hakkımda
Genel Bilgiler
- Cinsiyet
- Bayan
- Doğum Günüm
- 14/05/1985
- Hakkımda
- ...
Kişisel Bilgilerim
Üniversitem
- Üniversite
-
* Hacettepe Üniversitesi
- Fakülte
- Edebiyat Fakültesi
- Bölüm
- inglizce öğretmenliği
- Mezuniyet Yılı
- 2010

